Kullanıcı Adı

 Toplam Ziyaretçi : 22105

 

 
 
   
 
 
   
Kullanıcı Adı :
Şifre :
 

ANA MENÜ

ANA MENÜ

Ana Sayfa
Ürünler
Promosyon Ürünleri
Dini Mimari
Sivil Mimari
Çini Nedir?
Yapım Aşamaları
Bize Ulaşın
 

MAİL LİST

Güncellemelerden haberdar olmak için mail listemize üye olun.
 

Adınız Soyadı

Mail Adresi

 
 

.

ÇİNİ SANATIMIZ

Mehmet KOÇER
Dumlupınar Üniversitesi
Öğretim Görevlisi

___Çini; Türk Seramik Sektöründe sanat ve estetiğin öne çıktığı geleneksel sanatımızdır. Kökleri Orta Asya Türklüğünden gelen çini; gerek mimariye bağlı olarak ve gerekse kap kacak nevinden kullanım amaçlı olarak Anadolu ya Selçuklularla gelmiştir. Günümüzde hala bunların en güzel örneklerini Selçuklu eserlerinde başarılı bir şekilde görmek mümkündür.
___Çini mimaride bir ayıp kapatmak için değil mimarinin bir tamamlayıcı unsuru olarak kullanılmıştır. Bu eserler mimari ile o kadar bütünleşmiştir ki en ufak parçası yerinden alındığında mimaride eksiklik kendini hissettirir. Selçuklulardan sonra Anadolu'da kendini gösteren Osmanlılar, ilk defa çiniyi 1326’da Bursa'nın fethinden sonra kullanmaya başlar. Bursa’nın Bizanslılardan alınması sonucu başkent olarak hızla mimari faaliyetlere girişilir. Selçuklulardan gelen mimaride çini kullanma geleneğinin burada da devam ettiğini görüyoruz. Yeşil Türbe, Muradiye Camii gibi.
___Osmanlıda Fatih Dönemine gelindiğinde, sarayda Ehlihiref Örgütünün (Sanatkărlardan Oluşan Örgüt) kurulması ile ilk defa olgun eserlerin ortaya çıktığını ve belirli çini merkezlerinin de oluştuğunu görmekteyiz. İznik ve Kütahya gibi. Özellikle 15 ve 16.yy lar Çini Sanatının zirvede olduğu dönemler olarak bilinir. Öyle ki bu konu ile ilgili Ernst Diez “16. Asır Osmanlı Çini Sanatı insanlık tarihinde yalnız dört beş asırda bir vücut bulan nadir bir üslup olayıdır. “ der ve devamla “Bu üslup olayını önemi açısından yalnızca M.Ö.IV. – V.Asır Yunan heykellerine benzeterek sınırları belirgin, parlak renklerle oluşan, bitkisel bir tezyinatın sakin hareketi” olarak tanımlar. Batılı bir aydının gözüyle bu sanatımızın yorumuna, takdirle katılmamak mümkün değildir.
___16.asır renkçi bir anlayış Mercan kırmızısı, Firuze Yeşil, Türkuaz renkleri yanında göz akı astar, sır ve desende derinlikle eşsiz eserlerin verildiği dönem olarak bilinir. Bu dönemlerde saray nakış hanelerinde çizilen desenler, saraya yakınlığı ve hammadde bolluğu olan İznik atölyelerinde işlenir. Devamlı saraydan destek alması, sadece saray siparişlerini karşılayabilmesi İznik Çiniciliğini 15-16.asırlarda daha ön plana çıkarır. İznik Çiniciliği saraya bağlı olmasının yanında Kütahya Çiniciliği ise, diğer talepleri karşılamış ancak İznik’in yetişemediği zamanlarda saraya çalışmıştır. Buna karşılık birçok cami, kilise ve havraların çinisi Kütahyadan gitmiştir.
___Saraya bağımlılık bir avantaj olarak görünse de zamanla sarayın çöküşü ile iznik atölyeleri birer birer yok olurken , Kütahya varlığını devam ettirmiştir. Tarihte ilk Toplu İş Sözleşmesinin de Kütahya’da Çini Sektöründe gerçekleştirildiğini biliyoruz.
___Burada kısaca bu sanatın literatürdeki yerinden de bahsetmemiz gerekirse eski saray kayıtlarında mimariye bağlı çinilere “Kăşi” Kapkacak nevinden olanına “Evani” denilmiştir. Tabi 18.yy sonlarına kadar. Çöküş dönemlerinde ismi dahi unutularak Çin'den gelen çin işi anlamında Çin-i => Çini olarak adlandırılmıştır. Halbuki çin porselenleriyle hiçbir ilgisi yoktur. Çini’nin GELENEKSEL TÜRK SERAMİĞİ olarak adlandırılması doğru olacaktır.
__